OnOtuz OnOtuz
Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Bedava Komik Acıklı İbret Verici Hikayesi 18 kişi online
Binlerce Yazı Şiir Hikaye Program Fıkra Resim Video Haber
Google
 
OnOtuz
OnOtuz
OnOtuzOnOtuz
OnOtuz
AnaSayfaAnaSayfa
Sende Yaz Sende Yaz
OnOtuzBiyografiler
OnOtuzDiziler
OnOtuzFıkralar
OnOtuzHikayeler
OnOtuzKeşkeler
OnOtuzKitap Tanıtımları
OnOtuzProgram Tanıtım
OnOtuzRüya Tabirleri
OnOtuzSizlerden Şiirler
OnOtuzYemek Tarifleri
OnOtuzŞarkı Sözleri
OnOtuzŞikayet Var
OnOtuz
Sende YazEnler
OnOtuz
OnOtuzEn Yeni 100
OnOtuzBugünün Hitleri
OnOtuzÇok Tartışılanlar
OnOtuzPopülerler
OnOtuzÇok Puan Alanlar
OnOtuzHit Etiketler
OnOtuz
OnOtuzBizi Unutmayın
OnOtuz
Ana Sayfan YapOnOtuzu Ana Sayfaniz Yapın!
OnOtuziletişim şikayet

Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Bedava Komik Acıklı Ibret Verici Hikayesi Aram-1 Fahrettin Koç Şükûfe Nihal Başar Sinan Gündoğ Adem Yaprak Nilgün Marmara Ekin Çakmak Ali Sekmen İsmail Uyaroğlu Cumali Ünaldı Hasannebioğlu
OnOtuz
Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Bedava Komik Acıklı İbret Verici Hikayesi Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Bedava Komik Acıklı İbret Verici Hikayesi   Benzer İlginizi Çekebilecek YayınlarBenzer Yayınlar
OnOtuz OnOtuz

Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Hikayesi
Bu nasıl bir kaynak böyle? Duyguların inişi ve çıkışıyla besleniyor, gözlerde buğuya, rahatlatıcı bir sele ya da hıçkırıklara dönüşüyor. Bedenimiz ve ruhumuz bu ıslak temizliğe neden ihtiyaç duyuyor? Araştırmacılar, ağlama davranışıyla ilgi sorulara yanıt ararken şaşırtıcı gerçeklere ulaştılar. İstatistikler, insanın yaşamı boyunca 95 litre, yani yaklaşık 10 kova gözyaşı döktüğünü söylüyor. Bu veriler, kuşkusuz genel bir bilgi sunuyor. Çünkü konuya ilişkin rakamlar insana ve kültürlere göre değişiyor. Yetişkinler, duygu yoğunluklarını gözyaşına aktarmak için genellikle 19-22 saatleri arasını seçiyorlar. Oturup ağlamaya başladıklarında, kadınlar yaklaşık 5 dakika boyunca 50 damla gözyaşı akıtırken, erkekler olayı nemli gözlerle sınırlı tutmayı tercih ediyorlar. Bir damla gözyaşı 15 miligram ağırlığında. Öyle küçük göründüğüne bakmayın, yarattığı etki çok büyük. Özellikle ağlayan bir kadın ya da bir çocuk, herkesin şefkat ve koruma duygularını harekete geçiriyor. Ancak, bazen ters etki de yaratabiliyor. Araştırmacılar 274 tecavüz olayını mercek altına almışlar ve görmüşler ki; kurban ne kadar çok ağlarsa, suçlu da o oranda saldırganlaşıyor. Ağlama, insanın doğuştan getirdiği bir davranış motifi. Avusturyalı davranış bilimci Irenaeus Eibl-Eibesfeldt, yeni doğan bebeklere bant kayıtlarından sesler dinletmiş. Bazı seslere bütün bebekler ağlayarak tepki vermişler. Yine, kör doğan bebekler de, gören bebekler gibi içgüdüsel olarak gülmüş ve ağlamışlar. Ağlama, çocuklar için çok önemli bir iletişim aracı. Yaşamın zor koşullarıyla yüzleşince sığınabilecekleri tek liman gözyaşları. Çocuk doktorları, yeni doğan bebeklerin ağlarken, yüzde 12 oranında daha çok enerji kullandıklarını belirtiyorlar. Ağlamak için yetişkin insanlar da dikkate değer bir zaman ve enerji harcıyorlar. Bu zahmete katlanmanın mutlaka bir nedeni olmalı değil mi? Var da. Bebekler, gözün kornea tabakasını nemli tutan ve enfeksiyonlara karşı koruyan gözyaşını doğuştan itibaren üretiyorlar. Ama, gözyaşı bezlerine giden sinirler altı haftalık olduklarında olgunlaşıyor. Gerçek gözyaşı dökmeye o zaman başlıyorlar. Bebekler, engel tanımadan ve toplumsal kuralları gözetmeksizin ağlıyorlar. İhtiyaç duydukları ilgi kendilerinden uzun süre esirgendiğinde, gülme davranışı giderek kayboluyor, ağlama davranışı kalıyor. Yardıma muhtaç bebek için ağlama, önemli bir iletişim aracı. Anne, bebeğinin ses tonunu tamamen içgüdüsel olarak tanıyor ve süt üretimindeki artışla tepki veriyor. Terk edilmişlik duygusundan kaynaklanan ağlamanın, doğuştan gelen bir hayatta kalma stratejisi olduğu düşünülüyor. Tensel temas yaşayamayan bebek, unutulduğunu ya da terk edildiğini sanıyor. Kulakları tırmalayan bir ağıtla ebeveyninin ya da çevresinin dikkatini çekmeye çalışıyor. Bir başka varsayıma göre, bebekler hayatta kalabilmek için bu yolla kardeşlerini dışlamaya çalışıyorlar. Yeterli besin maddesinin bulunamadığı dönemlerde kardeşler önemli bir rakipti: Anne, bebeğe her ağladığında meme verdiği için, buna bağlı gerçekleşen hormon üretimi, yeni bir kardeşe dönüşecek yumurtanın olgunlaşmasını engelliyordu. Ayrıca, eski çağlarda ağlayan bebek çevrede bulunan vahşi hayvanların dikkatini çekeceğinden, susturabilmek için annesi sürekli yiyecek bir şeyler veriyordu.Peki yetişkin insanları ağlamaya iten şey ne? Akraba ya da arkadaşların ölümü, aşk acısı, ayrılık, kavga, dışlanmışlık gibi acı deneyimler; evlenme, terfi, ödül gibi mutluluklar; müzik, duygusal filmler... Hayvanlara bakıldığında, onlar bu nedenlerle gözyaşı dökmüyorlar, ama her geçen gün daha çok insan, fillerin ağladığına tanık olduğunu iddia ediyor. Hayvan terbiyecisi George Lewis, kızdığı için Sadie adlı genç filin gözyaşına boğulduğunu söylüyor. Serengeti Ulusal Parkı`nın yöneticisi Dr. Michael Boer, acı çektiklerinde ya da sevindiklerinde fillerin ağladığından emin. "Timsah gözyaşları" deyimi aslında gerçeklere dayanıyor. Yalnız, gözyaşları çeşitli duygusal heyecanlar nedeniyle değil, avını yemek için gösterişli ağzını açtığında ortaya çıkıyor. Bu hareket, gözlerine o kadar büyük baskı yapıyor ki, hayvanın gözyaşı dışarı akmak zorunda kalıyor. Ağlamak evrensel bir olgu. Her kültür, duygusal gözyaşını tanıyor. Bu konudaki en eski edebi bulguya, Sümerlerin yaklaşık 4000 yıl önce yazdığı Gılgamış Destanı`nda rastlanıyor: Karamsarlığa kapılan Gılgamış`ın nasıl gözyaşı döktüğü ayrıntılı tasvir ediliyor. Erkekler ağlamaz, değil mi? Ünlü filozof Aristoteles`e göre, kadınlar erkeklerden daha heyecanlı yapıya sahip; yıkılmaya ve ümitsizliğe daha yatkın ve "utanma, özsaygı" gibi duygulara sahip olmayan canlılardı. Daha çok ağlamalarının nedeni de buydu. Bugün araştırmalar, ağlayan kadınların hayata, erkeklerden daha olumlu baktıklarını gösterdi. Öyleyse farklılık biyolojik yapı farklılığından mı kaynaklanıyordu? Uzmanlar, kısa süre önce gözyaşı bezlerinin cinsiyete göre değişiklik gösterdiğini ortaya çıkardılar. Ama bu bulgu, bazı şeyleri aydınlatmak yerine daha da karmaşık hale getirdi, çünkü erkeklerin gözyaşı üretim sistemi kadınlara göre çok daha belirgin bir yapıya sahipti.Ağlamak konusundaki davranış farklılığı, belki de hormonlara, örneğin prolaktine bağlıydı. Çocuklar ve gençlerde prolaktin düzeyi cinsiyetlere göre farklılık göstermiyor, ağlama davranışlarında da bir farklılık yok. Kadınlar ancak 13 yaşından sonra erkeklerden daha fazla prolaktin üretmeye başlıyorlar. Gözyaşındaki değişiklikler de bu yaştan itibaren başlıyor. Bu teze hamile kadınlar da uyuyor: Çok fazla prolaktin hormonu üretiyor ve daha sık ağlıyorlar. Ancak, bu tez henüz somut kanıtlarla desteklenemedi. Hollanda`da yapılan bir araştırmada, bir hastalık nedeniyle normalden çok daha fazla prolaktin üreten kadınlar, sağlıklı kadınlara oranla daha fazla ağlamıyorlardı. Geleneklerin etkisini de unutmamak gerek. Birçok kültürde aileler erkekleri sert, kadınları zayıf ve narin yetiştiriyor. Yine istatistiklere göre, Çinli erkekler ancak üç ayda bir kez, Amerikalı erkekler aynı dönemde 5-6 kez, Alman erkekler 4-5 kez, İspanyol erkekler 1-2 kez ağlayabiliyorlar.Yaşanan zamanın koşulları ve din kültürü de dikkate alınmalı. 16. yüzyılda hem kadınlar hem erkekler çekinmeden ağlıyorlardı. Bu, güçlü dini duyguları ve güçlü bir kişiliği simgeliyordu. Müslümanlarda da, söylenen ilahiler, vurgulu okunan Kur`an ve dini öyküler cinsiyet farkını hemen ortadan kaldırıyor. Dini inancı güçlü kişiler ibadetlerini gözyaşıyla daha da pekiştiriyorlar. Yaşamımıza makinelerin girmesiyle birilikte, ortaya çıkan rekabetçi ve acımasız koşullara kariyer basamaklarını hızla tırmanmaya çalışan kadınlar da uyum sağladılar... Ağlama konusuna Eskiçağ`da yaşayan bilgeler de açıklık getirmeye çalışmışlardı. Sokrates ile aynı dönemde yaşayan Yunanlı hekim Hippokrates, M.Ö. 5. yüzyılda ağlamanın nedeniyle ilgili şöyle bir tahmin yürütmüştü: "Ağlamanın merkezi beyinde gizli. Gözyaşı dışarı akarken beyindeki fazla sümüksü sıvıyı da birlikte atıyor ve beyni hasta olmaktan koruyor." Dönemin bilimsel bilgilerine göre, insanın karakterini belirlediği düşünülen dört vücut sıvısı kan, sümüksü sıvı, siyah ve sarı atık vardı. Bu sıvıların dengesi bozulduğunda insan hastalanıyordu. İyileşebilmesi için fazlalığın dışarı atılması gerekiyordu. Hippokrates, bu olayı tanımlamak için, "temizlenmek" anlamına gelen "katarsis" kelimesini kullanmıştı. Sümük birikimi olmasa bile, ağlamak yararlıydı. Ne de olsa sürekli gözyaşı üretiliyor ve bunların dar kafatasından dışarı atılması gerekiyordu. Bu düşünce, Avrupa`da geçerliliğini Rönesans dönemine kadar korudu. Bu başarının nedeni, tezin insan fizyolojisiyle uyumlu olmasıydı: Ağlamak da kusmak, dışkı ve idrar atımı gibi işliyordu. Dolayısıyla, neden o da istenmeyen atıkları vücuttan uzaklaştırıyor olmasın? Gerçi gözyaşı diğerleri gibi kötü kokmuyordu, hem zaten duygular kötü kokamazdı ki... Vücut sıvılarıyla ilgili bu tez, bilimsel çalışmalara 17. yüzyıla kadar temel oluşturdu.1662 yılında Danimarkalı anatomi uzmanı Niels Stensen, kadavra üzerinde çalışırken gözyaşı bezlerini keşfetti. Nihayet, gözyaşının nereden geldiği ortaya çıkmıştı. Ancak ağlama eyleminin nedeni aydınlatılamadı. Birçok filozof, bilim insanı ve şair, gözyaşının bir "katarsis", yani temizlik etkisi olduğu fikrinde birleşiyorlardı. Fransız filozof René Descartes, ağlayabilen insanın sevme ve merhamet etme becerisine sahip olduğunu düşünüyordu. Ağlayamayan insanın içi sürekli artan bir nefret ve korkuyla doluyordu. Romalı şair Ovidius, 2000 yıl önce: "Ağlamak, öfkeyi siler", demişti. Erkekler ağlamaz, değil mi? Ünlü filozof Aristoteles`e göre, kadınlar erkeklerden daha heyecanlı yapıya sahip; yıkılmaya ve ümitsizliğe daha yatkın ve "utanma, özsaygı" gibi duygulara sahip olmayan canlılardı. Daha çok ağlamalarının nedeni de buydu. Bugün araştırmalar, ağlayan kadınların hayata, erkeklerden daha olumlu baktıklarını gösterdi. Öyleyse farklılık biyolojik yapı farklılığından mı kaynaklanıyordu? Uzmanlar, kısa süre önce gözyaşı bezlerinin cinsiyete göre değişiklik gösterdiğini ortaya çıkardılar. Ama bu bulgu, bazı şeyleri aydınlatmak yerine daha da karmaşık hale getirdi, çünkü erkeklerin gözyaşı üretim sistemi kadınlara göre çok daha belirgin bir yapıya sahipti.Ağlamak konusundaki davranış farklılığı, belki de hormonlara, örneğin prolaktine bağlıydı. Çocuklar ve gençlerde prolaktin düzeyi cinsiyetlere göre farklılık göstermiyor, ağlama davranışlarında da bir farklılık yok. Kadınlar ancak 13 yaşından sonra erkeklerden daha fazla prolaktin üretmeye başlıyorlar. Gözyaşındaki değişiklikler de bu yaştan itibaren başlıyor. Bu teze hamile kadınlar da uyuyor: Çok fazla prolaktin hormonu üretiyor ve daha sık ağlıyorlar. Ancak, bu tez henüz somut kanıtlarla desteklenemedi. Hollanda`da yapılan bir araştırmada, bir hastalık nedeniyle normalden çok daha fazla prolaktin üreten kadınlar, sağlıklı kadınlara oranla daha fazla ağlamıyorlardı. Geleneklerin etkisini de unutmamak gerek. Birçok kültürde aileler erkekleri sert, kadınları zayıf ve narin yetiştiriyor. Yine istatistiklere göre, Çinli erkekler ancak üç ayda bir kez, Amerikalı erkekler aynı dönemde 5-6 kez, Alman erkekler 4-5 kez, İspanyol erkekler 1-2 kez ağlayabiliyorlar.Yaşanan zamanın koşulları ve din kültürü de dikkate alınmalı. 16. yüzyılda hem kadınlar hem erkekler çekinmeden ağlıyorlardı. Bu, güçlü dini duyguları ve güçlü bir kişiliği simgeliyordu. Müslümanlarda da, söylenen ilahiler, vurgulu okunan Kur`an ve dini öyküler cinsiyet farkını hemen ortadan kaldırıyor. Dini inancı güçlü kişiler ibadetlerini gözyaşıyla daha da pekiştiriyorlar. Yaşamımıza makinelerin girmesiyle birilikte, ortaya çıkan rekabetçi ve acımasız koşullara kariyer basamaklarını hızla tırmanmaya çalışan kadınlar da uyum sağladılar...Her birimizde farklı etkileşim esenliğinde bazen aşikar olan ve bazende sineye akan damlaları birler için araştıran ve istifademize sunan "focus ve ekibine" teşekkürler ediyorum... Mustafa Cilasun


Duyguların Yağmurudur Ağlamak! hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! dini hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! ibret verici hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! güzel hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! komik hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! gerçek hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! bedava hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! gerçek hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! romantik hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! kısa yaşanmış hikaye Duyguların Yağmurudur Ağlamak! aşk hikayesi
 

Toplam 323 kez gösterildi.
Aldığı Puan : 2
Puan Ver :
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Benzer Yayınlar
Duyguların En Ölümcüsü Nedir? Bedava
Duygular Bedava Komik Acıklı İbret Ver
Duygular Bedava Komik Acıklı İbret Ver
Duygularım Baskın Çıktı Mantığıma Beda
Duygularım Sonbaharı Yaşıyor Bedava Ko
Duygular… Bedava Komik Acıklı İbret Ve
Duygular Bedava Komik Acıklı İbret Ver
Duyguları Paylaştık Bedava Komik Acıkl
Duygularınla Yaşıyorsan Bedava Komik A
Duyguların Kelimelerle Dansı Bedava Ko
Duygularım Bedava Komik Acıklı İbret V
Duygular Bedava Komik Acıklı İbret Ver
Duygularımin Katili Bedava Komik Acıkl
Duygularınla Başbaşa Bedava Komik Acık
Duygularımın Tezatlığı Bedava Komik Ac

Kategori Popülerleri
Keloğlan Bedava Komik Acıklı İbret Ver
Hababam Sınıfı - Kolonya Oyunu Bedava
Bana Bir Masal Anlatma Baba Bedava Kom
Tarihi Okuma Bedava Komik Acıklı İbret
Bir Garibin Kısa Hayat Öyküsü Bedava K
Tiyatro Ve Nejat Uygur Bedava Komik A
Nasreddin Hocanın Hayatı Bedava Komik Ac
Yıldızlara Sevdalı Çocuk Ve Sevgi Peri
Çocuklara Okuma Sevgisi Niçin Ve Nasıl
Ağlayan Köpek Bedava Komik Acıklı İbre
OnOtuz
Bu Yazı Hakkında Yorum YapBu Yazı Hakkında Yorum Yaz
OnOtuz
Adınız :
E-mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu : Güvenlik Kodu
 
Bu Yazıya Ait YorumlarBu Yazıya Ait Yorumlar
OnOtuz

İlk yorumu yazan siz olmak ister misiniz?

OnOtuz
Bu Yazı İçin Geçerli EtiketlerBu Başlık için geçerli Etiketler
OnOtuz
Duyguların Yağmurudur Ağlamak! bedava komik acıklı ibret verici hikayesi
hikaye hikayeler dini gizli komik gerçek ilginç hikayeler bedava güzel korkunç yaşanmış hikayeler kısa halk aşk hikayesi
Duyguların Yağmurudur Ağlamak! Hikayesi Oku sesli dinle izle seyret indir yükle download bul ara
OnOtuz
OnOtuz
OnOtuz

Şarkı Sözü Video Klip Şarkı Listesi2345678910
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25
Haber Haberler Gazete Gazeteler 1 2 4 5 10 30 50 80 100
sitemap 1 2 5 10 30 60 100 150 200 300 450 700 1000 etimap 10 20 30 40 50 80 100 150 200 300 350 400 468

© OnOtuz