Masal Hikayesi
Bir kız çocuğu düşünün. Kumral zayıf saçları kocaman yeşil gözleri üstüne dökülen, dizleri yara bere içinde, sessiz, ürkek, kirli. Beş altı yaşlarında var yok. Yaz kış bütün gün sokakta, evi yok mu bunun? Var da, akşam olunca içeri girmek istemez bir türlü. O evde bir anne yok ki, anne gurbet denilen yerde, çok uzakta. Bir keresinde küçük kızı da götürmüşlerdi ya, O çok korkmuştu kimsenin ne konuştuğunu anlamadığı bu ülkeden. Nasıl korkmasın, anne gece koynuna alıp yatmıştı kızını ama, daha hava aydınlanamadan o uğursuz saatin zili ayırmıştı ikisini yine. Anne işe gitmek zorunda, baba ise gece vardiyasından henüz eve dönmemiş. Yalnız kaldı küçük kız evde. Anne kokulu yastığa sarıldı ağladı, kocaman gözleri saatte babanın işten dönüşünü bekledi. Akşam anlattı dili döndüğünce korkusunu annesine. Anne çaresiz. - Gece kulağının üzerine yatmazsan sabah ben giderken uyanmazsın, baban gelince seni uyandırır, böylece korkmamış olursun dedi. Denedi küçük kız. Ama yine uyandı, yine korktu. Gece tekrar vardiya alacak babası kanepede kestirirken, bazen burnunu cama dayayıp bahçede oynayan çocukları izledi, bazen hiç anlamadığı dildeki televizyon programlarını. Şimdilerde insanlarımızı yakıp küllerini bize savurdukları o ülkenin sokaklarına, annesinin elini sıkı sıkı tutmadan çıkamadı hiç küçük kız. Sonunda anneanne ile dedeye geri gönderdiler O’nu. Küçük bir şehirde, şeker fabrikası işçilerinin çocuklarıyla birlikte gitti okula. Yazları gelirdi annesi minik kızın, güneş gibi, kiraz gibi. Havalar ısınmaya başladı mı içi içine sığmazdı garibin. Sokak başındaki duvar dibinde beklerdi günlerce. Üstü bavul yüklü arabayı gördü mü atardı kendini yollara, sarılırdı anneciğine, içine çekerdi kokusunu. Elbiseler, oyuncaklar, çikolatalar dolu bavulları birlikte açarlardı. Açarlardı da, tekrar kapanması olmasa. Zaman hızlı geçerdi yazları. Karşılama uğurlama ritüelleri yıllarca sürdü de, o ülkede yaşamaya bir türlü cesaret edemedi kızcağız. Okullar bitirdi, kitaplar okudu ama alevleri seven insanların dilini konuşamadı hiç.Gün geldi, devran döndü, büyüdü anne oldu. İki minik kuzusu var şimdi. Kızlarının koca gözlerine baktıkça, kendi ıssız çocukluğunu görür, korkar bazen. Kitaplarına sarılır o zaman, anneliği öğretsinler diye. Nafile. Şimdilerde anneliği kızlarından öğrenmeye karar verdi. Bıraktı kendini onların kocaman kalplerine, minicik ellerine. Bu sefer gökten düşen üç elmanın ikisi kızlarıma, biri bana.
Gülgün Öztürk
Masal hikaye
Masal dini hikaye
Masal ibret verici hikaye
Masal güzel hikaye
Masal komik hikaye
Masal gerçek hikaye
Masal bedava hikaye
Masal gerçek hikaye
Masal romantik hikaye
Masal kısa yaşanmış hikaye
Masal aşk hikayesi
|