|
Gönderen : selim turan , Tarih : 2008-04-16 Alışveriş Merkezleri ve Anlamak
Dr. Abdulkadir Zorlu, Üretim Kapitalizminden Tüketim Kapitalizmine Üretim ve Tüketim Teorileri ile Modern Tüketimin Tarihinden Tüketim Araştırmalarına Tüketim Sosyolojisi isimli çalışmalarından sonra kaleme aldığı “Alışveriş Merkezlerini Anlamak” isimli çalışmasında; alışveriş merkezlerinin, sadece pazar yerlerinden, bedestenlerden alışveriş katedrallerine geçiş sürecini değil, bu geçiş aşamasındaki sosyolojik metodolojiyi de başarıyla irdelemiş ve kitabına yansıtmıştır.
Kuşkusuz ki alışverişten söz ederken insan davranışlarından ve haliyle alışveriş hedonizminin kapitalizm ile olan bağından söz etmemek konuyu yavan bırakacaktı. Zorlu, kitabının bir yerinde “ Kapitalizm sadece işgücünü değil de insanı, insanlar arası ilişkileri, kültürü, dili, aidiyetleri ticarileştirdiği oranda gelişebilmiş ve her şeyi değişim değerine tabi kıldığı oranda etkinliğini arttırabilmiştir. “ diyerek “alışveriş” kavramının sadece bir şey almak ve bir şey satmak olmadığını; bunun ötesinde kişiler ve alışveriş yaptığı merkezler arasındaki kültürel, dinsel ve sosyolojik bağı da ele almıştır.
Alışveriş merkezlerinin bulunduğu bölge, ulaşım, içerisinde satışa sunulan markalar, pazarlama stratejileri, konfor vb. etkiler aslında satın alma temelinde müşterilerin sınıfını belirlemektedir. Kitabın Tüketim Mekanlarının Gelişimi ve Müşteriler Bölümü irdelendiğinde “sınıf” kavramının alışveriş merkezlerindeki yansıması ve davranışları etkilemedeki gücü görülecektir.
Alışveriş merkezlerinde yapılan röportajların, belli konular içerisine serpiştirilişi, kitabın sürükleyiciliğini daha da kuvvetlendirmiş, kitabı metodolojik soğuk bir çalışmadan çok yaprakları peşi sıra çevrilen geçmişten günümüze uzanan sürükleyici bir romana dönüştürmüştür.
Alışveriş merkezlerinin daha çok müşteri çekme ve vazgeçilmez olma çabası, “biz ihtiyacınız olan her şeyi sunuyoruz” şiarıyla, merkezlerin hinterlandını genişletmesine sevk etmiş; fast food, restoran, soğuk ve serin ortam, buluşma yeri vb. alanların çoğaltılmasına, estetize edilmesine yol açmış ve en önemlisi “mutlu insan harcar” düşüncesi ile sadece harcama konumundan çıkartılan alışveriş merkezleri eğlence merkezleri haline getirilmiştir.
Alışveriş Merkezlerini Anlamak geniş anlamda değerlendirildiğinde, aslında toplumsal yaşamın maddi değişimleri, maddi çevrenin insan davranışlarına etkisi ile alışveriş merkezlerini anlamanın toplumu anlamak olduğu sonucunu çıkartacaktır. Bu bağlamda “ bana alışveriş merkezini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim “ deyişi ete kemiğe bürünmektedir.
Doğan Demir / ŞUBAT 2008
|